Cozy, Kadınlar Günü’nü sanatın dönüştürücü gücüyle kutluyor; Muse Contemporary Sanat Galerisi ile gerçekleştirdiği iş birliği kapsamında özel bir buluşmaya ev sahipliği yapıyor.
Nostalji ve yeniliği ustalıkla harmanlayan tasarımı, açık mutfağından yükselen iddialı lezzetleri ve plak dolabından taşan tınıları ile misafirlerine tam anlamıyla duyusal bir deneyim sunan Cozy, bu kez de yeni nesil sanat galerisi Muse Contemporary ile birlikte sanatsal bir iz bıraktı.
Cozy’nin Kurucu Ortağı ve Şefi Hüseyin Kılıç ve Muse Contemporary Sanat Galerisi’nin kurucusu Ayşe Pınar Akalın ve küratör Taner Yılmaz ev sahipliği ve iş birliğindegerçekleşen özel buluşmada; sanatçılar Alea Pınar Du Pre, Canan Savaş ve Yasemin Vardarlılar, misafirlerle bir araya gelerek üretim süreçlerini ve ilham kaynaklarını paylaştı. Üç kadın sanatçının eserlerinin üzerine konuşulan ve deneyimlenen bir anlatıya dönüştüğü bu buluşmada sanat, izleyiciyle doğrudan temas kuran bir deneyim alanı sundu.
Cozy’de sergilenen eserlerle kurgulanan deneyim, misafirlerin eserlerle birebir temas kurduğu dinamik bir atmosfer yaratıyor. Bu özel iş birliğinde Cozy’nin samimi dünyası, Muse Contemporary’nin çağdaş bakışıyla birleşiyor; sanat ve mekân arasındaki etkileşim, çok katmanlı ve deneyimlenen bir anlatıya dönüşüyor. Seçki, 12 Mart tarihine kadar Cozy’de sanatseverlerle buluşmaya devam edecek.
Cozy x Muse Contemporary Sanat Galerisi: Kadınlar Günü’ne Özel Sergilenen Eserler

Alea Pınar Du Pre – Trinity Capture “Trinity Capture”da üçlü birlik artık ilahi bir kompozisyon değil, görünürlük ekonomisinin koreografisi olarak var oluyor. Figürler birbirlerine yaslanarak güçleniyor; aynı anda birbirlerini kadrajın içinde tutarak varlıklarını sürdürüyor. Dokunuş şefkat mi, yoksa kusursuz bir pozu sabitleyen stratejik bir temas mı belirsizliğini koruyor. Üç Venüs tek bir an için birleşiyor; ancak o an zamana değil akışa ait oluyor. Ve o akışta kutsal olan şey aşk değil; görünürlük oluyor.

Canan Savaş – Yaş İlk bakışta yoğun, derin ve içine çeken bir yeşil görülüyor. Biraz durulunca bunun bir yüzey değil, bir akış olduğu fark ediliyor.“Yaş”, zamanı ölçmüyor; onu eritiyor ve yayıyor. Reçinenin içinde donmuş gibi duran katmanlar aslında hareket ediyor; insanın hayatını ancak geriye baktığında dalga dalga görmesi gibi. İzleyiciyi müdahale etmeden bakmaya, yargılamadan tanık olmaya davet ediyor.

Yasemin Vardarlılar – Sea Urchin Sanatçı, farklı malzemelerle kurduğu ilişkiyle geleneğin içine ince bir müdahalede bulunuyor. Ne tamamen kopuyor ne de olduğu gibi devam ediyor; tam ortada, taze ve cesur bir duruş sergiliyor.Toprağın hafızasını silmiyor; ona yeni bir aksan kazandırıyor. Sert olanı esnetiyor, kırılgan olanı güçlendiriyor.
Bu özel buluşma, yaratıcı üretimi destekleyen ve ilham veren isimleri bir araya getirirken, şehrin kültürel ritmine anlamlı bir katkı sunuyor. Farklı disiplinleri aynı çatı altında buluşturan bu davet, iz bırakıcı bir atmosferde gerçekleşiyor ve hafızalarda yer eden bir karşılaşmaya dönüşüyor.
